Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 05.03.2022 - 11:59, Güncelleme: 05.03.2022 - 11:59

"Beynin yakıtını bağırsaklar hazırlıyor"

 

"Beynin yakıtını bağırsaklar hazırlıyor"

Beslenmenin psikolojik yönüne dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beslenme tercihlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine işaret etti. Bağırsak sağlığının önemini vurgulayan Tarhan, “Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor.” dedi. Prof. Dr. Tarhan “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var.” uyarısında bulundu.İSTANBUL (İGFA)- Beslenme tercihlerinin insan ruh sağlığında etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ne kadar etkili ve önemli olduğunu anlamak için aslında insanlığın ilk yaşadığı hayat olayı beslenme psikolojisiyle ilgilidir. Hz. Âdem’in Hz. Havva’nın elindeki elmayı yemesi ve bir nevi haz duygusunu kontrol edememesi önemli bir örnektir. Beslenmeyi kontrol edememesinin ilk adımı şeklinde insanlığın ilk sınavı olarak başlıyor. Şu anda da beslenme psikolojisine artık duygusal yeme diyoruz. Beslenme psikolojisinin arka planında yemek ve içmek duygusunu yönetememek var.” dedi. İnsanın üç önemli temel ihtiyacı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Diğer canlılarla eşit olan üç temel ihtiyaç var. Beslenme, barınma ve üreme, temel ihtiyaçlardır ve giderilmek zorundadır. Gidermediği zaman insanın hem sağlığı bozuluyor hem de agresifleşmesine neden oluyor. O yüzden insanın yeme kararlarında ve tercihlerinde psikolojik etmenler çok rol oynuyor. Şu anda günümüzde de bu psikolojik etkenlerin nasıl rol oynadığını en güzel gösteren pazarlama teknikleri ile beslenmemiz arasındaki ciddi ilişki bozuldu.” diye konuştu. Bağırsaklarda faydalı bakterilerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Bakterilerin yüzde 80’i faydalı bakteridir. Bu faydalı bakterilere probiyotik deniyor. Vücuttaki birçok vitamin, mineral, birçok antioksidanlar ve hatta mutluluk hormonu olarak bildiğimiz serotonin bile bağırsaktaki bu bakteriler vasıtasıyla üretiliyor. Orada kullanılmıyor ama vücuda veriliyor. Fakat yanlış beslenme, bağırsaktaki mikrobiyotayı da bozdu. Bağırsaktaki probiyotik dediğimiz faydalı bakteri dengesi bozuldu. Böyle olunca da vücuttaki serotonin üretimi de bozuldu. Serotonin vücutta sadece beyin değil uyku, iştah ve mutlulukla da ilgilidir. Triptofan diye bir madde var. En çok fındık, çavdar ekmeği ve tam tahıl ürünlerinde en çok bulunuyor. Buğdayın daha doğrusu unun kepekli kısmı hayvanlara verildi, rafine kısmını insanlar yedi. Seneler bunlardan mahrum geçti ve yanlış beslenme nedeniyle insanların çoğunda bağırsak florası bozuldu.” Bağırsaklarımızdaki mikrobiyotayı düzeltmeden artık depresyonla ilgili tedavide daha köklü adımlar atmadıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bağırsaklar, ikinci beyin olarak tanımlanıyor. Biraz abartılı da olsa gerçeklik payı var. Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor diyebiliriz. Bağırsaktaki mikrobiyata bozulduğu için de beyne yanlış yakıt gidiyor. Örneğin bir otomobilde motoru Premium yakıtla beslemek var bir de bozuk yakıtla beslemek var. Birinci sınıf yakıtla otomobili çalıştırırsak verim, performans ve enerji artar. Beyne giden yakıt bir nevi bozulduğu için beyin sağlıklı çalışmıyor.” dedi. Serotonin üretimindeki bozulmanın Alzheimer’ın artmasının sebepleri arasında gösterildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var. Arada ciddi bir neden sonuç ilişkisi var. Pazarlama teknikleri viral pazarlama yapıyor. Çocuklar küçük yaşta ‘ben sadece çikolatayla yaşarım’ diyor. Kişi üniversiteye gelmiş hala ‘çikolatayla yaşarım’ diyor. İnsan beynini ödül ceza sistemiyle bozuyor. Burada uyuşturucu madde ile çikolatanın bir farkı yok. O yüzden insanın ciddi şekilde bunu yemeyi kontrol etmesini öğrenmesi lazım. Çikolata yiyor ve fazla yediği için de obez oluyor.” ifadelerini kullandı.

Beslenmenin psikolojik yönüne dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beslenme tercihlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine işaret etti. Bağırsak sağlığının önemini vurgulayan Tarhan, “Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor.” dedi. Prof. Dr. Tarhan “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var.” uyarısında bulundu.

İSTANBUL (İGFA)- Beslenme tercihlerinin insan ruh sağlığında etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ne kadar etkili ve önemli olduğunu anlamak için aslında insanlığın ilk yaşadığı hayat olayı beslenme psikolojisiyle ilgilidir. Hz. Âdem’in Hz. Havva’nın elindeki elmayı yemesi ve bir nevi haz duygusunu kontrol edememesi önemli bir örnektir. Beslenmeyi kontrol edememesinin ilk adımı şeklinde insanlığın ilk sınavı olarak başlıyor. Şu anda da beslenme psikolojisine artık duygusal yeme diyoruz. Beslenme psikolojisinin arka planında yemek ve içmek duygusunu yönetememek var.” dedi.

İnsanın üç önemli temel ihtiyacı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Diğer canlılarla eşit olan üç temel ihtiyaç var. Beslenme, barınma ve üreme, temel ihtiyaçlardır ve giderilmek zorundadır. Gidermediği zaman insanın hem sağlığı bozuluyor hem de agresifleşmesine neden oluyor. O yüzden insanın yeme kararlarında ve tercihlerinde psikolojik etmenler çok rol oynuyor. Şu anda günümüzde de bu psikolojik etkenlerin nasıl rol oynadığını en güzel gösteren pazarlama teknikleri ile beslenmemiz arasındaki ciddi ilişki bozuldu.” diye konuştu.

Bağırsaklarda faydalı bakterilerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

“Bakterilerin yüzde 80’i faydalı bakteridir. Bu faydalı bakterilere probiyotik deniyor. Vücuttaki birçok vitamin, mineral, birçok antioksidanlar ve hatta mutluluk hormonu olarak bildiğimiz serotonin bile bağırsaktaki bu bakteriler vasıtasıyla üretiliyor. Orada kullanılmıyor ama vücuda veriliyor. Fakat yanlış beslenme, bağırsaktaki mikrobiyotayı da bozdu. Bağırsaktaki probiyotik dediğimiz faydalı bakteri dengesi bozuldu. Böyle olunca da vücuttaki serotonin üretimi de bozuldu. Serotonin vücutta sadece beyin değil uyku, iştah ve mutlulukla da ilgilidir. Triptofan diye bir madde var. En çok fındık, çavdar ekmeği ve tam tahıl ürünlerinde en çok bulunuyor. Buğdayın daha doğrusu unun kepekli kısmı hayvanlara verildi, rafine kısmını insanlar yedi. Seneler bunlardan mahrum geçti ve yanlış beslenme nedeniyle insanların çoğunda bağırsak florası bozuldu.”

Bağırsaklarımızdaki mikrobiyotayı düzeltmeden artık depresyonla ilgili tedavide daha köklü adımlar atmadıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bağırsaklar, ikinci beyin olarak tanımlanıyor. Biraz abartılı da olsa gerçeklik payı var. Bağırsaklar beyindeki serotoninin fabrikası gibi çalışıyor. Beyin gibi fonksiyon yapmıyor ama beyine malzeme üretiyor. Beynin yakıtını bağırsak hazırlıyor diyebiliriz. Bağırsaktaki mikrobiyata bozulduğu için de beyne yanlış yakıt gidiyor. Örneğin bir otomobilde motoru Premium yakıtla beslemek var bir de bozuk yakıtla beslemek var. Birinci sınıf yakıtla otomobili çalıştırırsak verim, performans ve enerji artar. Beyne giden yakıt bir nevi bozulduğu için beyin sağlıklı çalışmıyor.” dedi.

Serotonin üretimindeki bozulmanın Alzheimer’ın artmasının sebepleri arasında gösterildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynin temel yakıtının sağlıksız olması ve beslenme hataları ile ileri yaşlarda obezite ve Alzheimer arasında nedensellik bağı var. Arada ciddi bir neden sonuç ilişkisi var. Pazarlama teknikleri viral pazarlama yapıyor. Çocuklar küçük yaşta ‘ben sadece çikolatayla yaşarım’ diyor. Kişi üniversiteye gelmiş hala ‘çikolatayla yaşarım’ diyor. İnsan beynini ödül ceza sistemiyle bozuyor. Burada uyuşturucu madde ile çikolatanın bir farkı yok. O yüzden insanın ciddi şekilde bunu yemeyi kontrol etmesini öğrenmesi lazım. Çikolata yiyor ve fazla yediği için de obez oluyor.” ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkalegazete.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.