Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 14.03.2022 - 13:48, Güncelleme: 14.03.2022 - 13:48

"Doktorların moral ve motivasyonu düşüyor"

 

"Doktorların moral ve motivasyonu düşüyor"

Doktor-hasta ilişkisinin son derece özel ve hassas bir ilişki olduğunu belirten uzmanlar, hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete uğramanın hekimlerin moral ve motivasyonunu düşürdüğüne dikkat çekiyor. Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “Şiddet hekimin yaptığı işe, hizmet sunduğu insan topluluğuna yabancılaşma, duygusal uzaklık yaratmaktadır. Doktor bu uzun ve zorlayıcı eğitimlerin sonucunda geldiği noktada kendini varoluşsal sorgulama yaparken bulabilir. Bunun üstesinden gelemeyen hekimlerde, motivasyon kaybı işe yönelik dikkat, konsantrasyon kaybı ortaya çıkabilir. İşin zorluklarına karşı tolerans kaybıyla birlikte, ister istemez iş verimini de düşürebilir.” uyarısında bulunuyor. İSTANBUL (İGFA)- Tıp Bayramı, her yıl 14 Mart günü kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür. Pandemiyle beraber zorlu iki yılı geride bırakan doktorlar, son günlerde şiddet haberleriyle de gündeme geliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, doktora şiddet konusunda değerlendirmede bulundu. Şiddet kimden gelirse gelsin, uygulayan tarafa karşı olumsuz duyguları tetikler, kişiler arası ilişkiyi ciddi şekilde hasara uğratır” diyen Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, şunları söyledi: “Doktor-hasta ilişkisi son derece özel ve hassas bir ilişkidir. Hasta, hayatının belki de en önemli/zor sorunuyla doktor karşısındadır. Doktor, bir insanın alabileceği en büyük sorumluluğun yükünü omuzlarında taşımakta, hastası için en iyi hizmeti sunmaya çalışmaktadır. Böyle bir karşılaşmada hasta/hasta yakınları tarafından şiddete uğramak, hekimlerin, en hafif tanımlamayla moral ve motivasyonunu düşürmektedir. Daha kötüsü yaptığı işe, hizmet sunduğu insan topluluğuna yabancılaşma, duygusal uzaklık yaratmaktadır. Doktor bu uzun ve zorlayıcı eğitimlerin sonucunda geldiği noktada kendini varoluşsal sorgulama yaparken bulabilir. Bunun üstesinden gelemeyen hekimlerde, motivasyon kaybı işe yönelik dikkat, konsantrasyon kaybını getirecektir. İşin zorluklarına karşı tolerans kaybıyla birlikte, ister istemez iş verimini de düşürebilir.”  "ŞİDDETE EN ÇOK ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU OLANLAR BAŞVURUYOR" Hekime yönelik şiddetin çoğunlukla hastanın bizzat kendisinden değil de hasta yakınlarından geldiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “En sık gördüğümüz örnek, ağır hastalığı olan bir bireyin yaşamının sonlanması ya da tedavinin ‘beklenen’ sonucu vermemesi. Bazen talep edilen bir reçetenin yazılmaması bile şiddetin sebebi olabilmektedir. Böyle durumlarda hekime şiddet uygulayan bireylerin kişilik yapılanmalarında ciddi bir defekt olduğunu söyleyebiliriz. Şiddete en çok başvuranlar, antisosyal kişilik bozukluğu olanlardır. Bu yapıdaki bireyler, hayatın getirdiği sorunların sebebi ve sorumluluğunu kendi üzerine almayan, daima ‘öteki’ kişileri suçlayan, sosyal normlara uygun davranmayan, saldırganlık dürtülerini kontrol etmeye çalışmayan, kolayca suç işleyebilen ve bundan da asla pişmanlık, vicdan azabı duymayan kişilerdir.” diye konuştu.  KENDİLERİNE ZAMAN AYIRMALILAR  Doktorlara yaşadıkları bu sorunlar karşısında ruh sağlıklarını korumaları için önerilerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “Sorunu kendi kişiliklerine yönelik gibi algılamadan olaylara geniş bir perspektiften bakmalarını tavsiye edebiliriz. Hekimlere mesleki ve yaşam tercihlerini salt şiddet olgusu nedeniyle sorgulamamaları, yaşanan olumsuz dönemin sonlanacağına dair umudu korumaları, sabırla sevdikleri mesleği devam ettirirken, kendilerine ve sevdiklerine zaman ayırmayı ihmal etmemeleri, ruh ve beden sağlıklarına iyi gelecek aktiviteleri yapmalarını önerebiliriz.” diye konuştu.  HEKİMLER MESLEKİ DAYANIŞMA İÇİNE GİRMELİ Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, sorunların kendiliğinden çözülmesini beklemenin gerçekçi bir yol olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada hekimlerin yapabileceği; mesleki dayanışma içinde hareket etmek, hekim ve hasta haklarını birbirinden ayırmadan, bu mesleğin temel felsefesi olan ‘toplumun tüm bireylerine nitelikli, eşit sağlık hizmeti’ sunma idealini ve bu hizmeti sunarken gereksinim duyulan nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimi, güvenli ve çağdaş donanıma sahip çalışma ortamı, hekimlerin özlük hakları vb. konulardaki taleplerini her fırsatta dile getirmek, kamuoyu oluşturmaya çalışmaktır.”   

Doktor-hasta ilişkisinin son derece özel ve hassas bir ilişki olduğunu belirten uzmanlar, hasta ve hasta yakınları tarafından şiddete uğramanın hekimlerin moral ve motivasyonunu düşürdüğüne dikkat çekiyor. Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “Şiddet hekimin yaptığı işe, hizmet sunduğu insan topluluğuna yabancılaşma, duygusal uzaklık yaratmaktadır. Doktor bu uzun ve zorlayıcı eğitimlerin sonucunda geldiği noktada kendini varoluşsal sorgulama yaparken bulabilir. Bunun üstesinden gelemeyen hekimlerde, motivasyon kaybı işe yönelik dikkat, konsantrasyon kaybı ortaya çıkabilir. İşin zorluklarına karşı tolerans kaybıyla birlikte, ister istemez iş verimini de düşürebilir.” uyarısında bulunuyor.

İSTANBUL (İGFA)- Tıp Bayramı, her yıl 14 Mart günü kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür. Pandemiyle beraber zorlu iki yılı geride bırakan doktorlar, son günlerde şiddet haberleriyle de gündeme geliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, doktora şiddet konusunda değerlendirmede bulundu.

Şiddet kimden gelirse gelsin, uygulayan tarafa karşı olumsuz duyguları tetikler, kişiler arası ilişkiyi ciddi şekilde hasara uğratır” diyen Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, şunları söyledi: “Doktor-hasta ilişkisi son derece özel ve hassas bir ilişkidir. Hasta, hayatının belki de en önemli/zor sorunuyla doktor karşısındadır. Doktor, bir insanın alabileceği en büyük sorumluluğun yükünü omuzlarında taşımakta, hastası için en iyi hizmeti sunmaya çalışmaktadır. Böyle bir karşılaşmada hasta/hasta yakınları tarafından şiddete uğramak, hekimlerin, en hafif tanımlamayla moral ve motivasyonunu düşürmektedir. Daha kötüsü yaptığı işe, hizmet sunduğu insan topluluğuna yabancılaşma, duygusal uzaklık yaratmaktadır. Doktor bu uzun ve zorlayıcı eğitimlerin sonucunda geldiği noktada kendini varoluşsal sorgulama yaparken bulabilir. Bunun üstesinden gelemeyen hekimlerde, motivasyon kaybı işe yönelik dikkat, konsantrasyon kaybını getirecektir. İşin zorluklarına karşı tolerans kaybıyla birlikte, ister istemez iş verimini de düşürebilir.” 

"ŞİDDETE EN ÇOK ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU OLANLAR BAŞVURUYOR"

Hekime yönelik şiddetin çoğunlukla hastanın bizzat kendisinden değil de hasta yakınlarından geldiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “En sık gördüğümüz örnek, ağır hastalığı olan bir bireyin yaşamının sonlanması ya da tedavinin ‘beklenen’ sonucu vermemesi. Bazen talep edilen bir reçetenin yazılmaması bile şiddetin sebebi olabilmektedir. Böyle durumlarda hekime şiddet uygulayan bireylerin kişilik yapılanmalarında ciddi bir defekt olduğunu söyleyebiliriz. Şiddete en çok başvuranlar, antisosyal kişilik bozukluğu olanlardır. Bu yapıdaki bireyler, hayatın getirdiği sorunların sebebi ve sorumluluğunu kendi üzerine almayan, daima ‘öteki’ kişileri suçlayan, sosyal normlara uygun davranmayan, saldırganlık dürtülerini kontrol etmeye çalışmayan, kolayca suç işleyebilen ve bundan da asla pişmanlık, vicdan azabı duymayan kişilerdir.” diye konuştu. 

KENDİLERİNE ZAMAN AYIRMALILAR 

Doktorlara yaşadıkları bu sorunlar karşısında ruh sağlıklarını korumaları için önerilerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, “Sorunu kendi kişiliklerine yönelik gibi algılamadan olaylara geniş bir perspektiften bakmalarını tavsiye edebiliriz. Hekimlere mesleki ve yaşam tercihlerini salt şiddet olgusu nedeniyle sorgulamamaları, yaşanan olumsuz dönemin sonlanacağına dair umudu korumaları, sabırla sevdikleri mesleği devam ettirirken, kendilerine ve sevdiklerine zaman ayırmayı ihmal etmemeleri, ruh ve beden sağlıklarına iyi gelecek aktiviteleri yapmalarını önerebiliriz.” diye konuştu. 

HEKİMLER MESLEKİ DAYANIŞMA İÇİNE GİRMELİ

Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu, sorunların kendiliğinden çözülmesini beklemenin gerçekçi bir yol olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada hekimlerin yapabileceği; mesleki dayanışma içinde hareket etmek, hekim ve hasta haklarını birbirinden ayırmadan, bu mesleğin temel felsefesi olan ‘toplumun tüm bireylerine nitelikli, eşit sağlık hizmeti’ sunma idealini ve bu hizmeti sunarken gereksinim duyulan nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimi, güvenli ve çağdaş donanıma sahip çalışma ortamı, hekimlerin özlük hakları vb. konulardaki taleplerini her fırsatta dile getirmek, kamuoyu oluşturmaya çalışmaktır.”   

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkalegazete.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.